Program kapsamında gerçekleştirilen Panelde konuşan Öksüz, iş sağlığı ve güvenliğinin önemine vurgu yaparak, çalışanların güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarına sahip olmaları için gerekli adımların sosyal diyalog mekanizmalarının kullanılmasıyla mümkün olabileceğini belirtti.
Öksüz, kamu görevlilerinin, iş sağlığı ve güvenliği sisteminin işlemesindeki en önemli aktör konumunda olduklarını, çalışanların maruz kaldığı iş kazalarını ve meslek hastalıklarını “sıfır risk” noktasına çekmek için kamunun ve toplumun tüm kesimlerinin insan onurunu ve saygın iş düsturunu merkeze alan “Etkin İşbirliğini” birlikte gerçekleştirmeleri gerektiğini ifade etti.
"Çalışanların Sağlıklı Bir Şekilde Eve Varabilmesini" sağlamak için İş sağlığı ve güvenliği bilincinin işyerlerinde ve toplumun her seviyesinde yaygınlaştırılması amacıyla okullarda ve işyerlerinde etkili eğitimler verilmesinin elzem olduğuna değinen Öksüz, kamu görevlileri özelinde yaşanan başlıca sorunları şöyle sıraladı.
- İşyeri tehlike sınıflarının tespitinde işyerlerinin iyi analiz edilmemesi.
- İş sağlığı ve güvenliği uzmanlarının sorumluluk ve risklerine göre mali açıdan desteklenmemesi ya da mali haklarının yetersiz olması, meslek grupları arasında farklı uygulamaların olması.
- Kurumların üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmede yeterli hassasiyeti göstermemesi.
- İSG denetimlerinin teftiş düzeyinde kabul görmemesi, termin sürelerine uyulmaması, denetim yetersizliğinin söz konusu olması.
- Teknik personelin aynı zamanda yaban hayatı içerisinde bulunduğu çalışma ortamında kendisini koruyabilmek için gerekli teçhizatların sağlanmaması, toplu sözleşme kazanımımız olan koruyucu giyim yardımının bahanelerle durdurulmuş olması.
- Sendikaların; işyeri fiziki koşulları, çalışma şartları, ergonomi, sorumluluk ve riskler için ödenecek tazminat ve benzeri toplu sözleşme taleplerinin maliyet unsuru olarak görülerek işveren tarafınca toplu sözleşmede karşılıksız bırakılması.
- Laboratuvar, görüntüleme ve benzeri yerlerde görev yapan personelin çalışma sırasında maruz kalabileceği Biyolojik risklerin değerlendirilmesinin yapılmaması.
- Kamu görevlilerine yönelik meslek hastalığı kodeksinin bulunmaması, hangi hastalıkların meslek hastalığı olarak değerlendirilip bildirileceğine ve nasıl karar verileceğine ilişkin tereddütlerin giderilmemiş olması.
- Deprem, sel, baskın, heyelan, orman yangını ve benzeri doğal afetlerin önlenmesi veya yaşanması sonrası hayatın eski haline döndürülmesinde görevlendirilen personelin hayati tehlike yaşadığı durumların önlenmemesi, asbest, yıkılma tehlikesi, afetin tekrarlanması risklerinin göz ardı edilmesi, tüm bu zor şartlarda görevini yerine getirip Ülkesine hizmet eden personele aldığı sorumluluk ve risklerin karşılığında ilave ödeme yapılmaması.
- Denetim mekanizmasında özerk yapıların bulunmaması, sendika, meslek odası ve benzeri sivil toplum kuruluşları ile birlikte özerk bir yapının hayata geçirilmemiş olması.
- İşyerlerinde sendikaların da katılımıyla mobbing ve psikolojik baskı kurullarının oluşturulmaması.
- İş kazaları ve meslek hastalarına yönelik olarak yıllık istatistiki verilerin sağlıklı bir şekilde tutulmamış olması ve kamuoyuyla paylaşılmamış olması.
Genel Başkan Yardımcısı Hamza Öksüz sorunların, İş sağlığı ve güvenliğine yönelik işbirliği ve koordinasyon çalışmaları ile giderilebileceğini, yetkili Konfederasyon Memur-Sen olarak bu sorunların ortadan kaldırılması adına tüm çalışmalara katkı ve destek vereceklerini vurguladı.