Sendikal haklar Anayasa ile güvence altına alınmış en temel demokratik haklardandır. Eğitim emekçilerinin bu haklarını kullanması, eğitimin aksatılması değil, aksine daha nitelikli, adil ve bilimsel bir eğitim için mücadele etmeleridir. Eğitim hakkını gerçekten savunmak istiyorsanız, önce eğitim sisteminde var olan devasa sorunları çözmek zorundasınız!
Bakan Tekin’in "Eylemlere katılanlara gerekli adli ve idari mekanizmaları işleterek, hukuki sınırlar içerisinde gerekli yaptırımları uygulayacağız. Bakanlığımız bünyesinde bu tür eylemleri yapan arkadaşlarımız olursa biz, hukuki sınırlarımız çerçevesinde kendilerine hem idare hukuku açısından, disiplin mevzuatını uygulayacağız hem de adli açıdan ilgili yargı mercilerine hukuki başvurularımızı yapacağız" şeklindeki sözleri, eğitim emekçilerine karşı başlatılmış bir cadı avının açık göstergesidir! Sendikal haklarını kullanan eğitim emekçilerini disiplin cezaları ve yargı süreçleriyle tehdit etmek, demokratik bir ülkede kabul edilemez.
Bakan Tekin’e soruyoruz, eğitim hakkını savunduğunuzu iddia ederken, asıl eğitim hakkını ihlal eden gerçek sorunlara neden sessiz kalıyorsunuz? Eğer gerçekten çocukların eğitim hakkını düşünüyorsanız, şu soruların yanıtını verin:
· ÇEDES projesi ile okullarda öğretmen olmayan kişilerin (imam, vaiz, din görevlisi, müftü vb.) derslere girmesi eğitim hakkını ihlal etmiyor mu?
· 600 binden fazla çocuğun eğitim dışında kalması, okullardan uzaklaşması, eğitim hakkının gasp edilmesi değil mi?
· MESEM adı altında 500 bin çocuk işçinin sömürü düzenine mahkum edilmesi, eğitim hakkını ortadan kaldıran en büyük adaletsizlik değil mi?
· Okulların bütçesiz bırakılması, velilerin eğitimin mali yükünü üstlenmek zorunda kalması eğitim hakkını zedelemiyor mu?
· Deprem bölgelerinde hala eğitimine devam edemeyen çocukların durumu hakkında neden konuşmuyorsunuz?
· Ücretsiz okul yemeği projesinin uygulanmaması nedeniyle, okullarda aç ve susuz kalan, okullar temizlenemediği için sağlığı tehlikeye giren öğrencilerin hesabını kim verecek?
Bunlara dair bir çözüm sunmadan, eğitim emekçilerini suçlamak, baskı altına almak ve sendikal haklarını kullanmalarını engellemek hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmaz! Asıl suç, eğitim emekçilerinin sendikal haklarını kullanması değil, onları tehdit etmek, baskı altına almak ve eğitim sisteminin çöküşüne göz yummaktır!
Eğitim emekçileri, öğrencilerinin laik, çağdaş, bilimsel, kamusal eğitim alması için mücadele etmektedir. Eğitime erişimde eşitlik, liyakatli atamalar, bilimsel öğretim programları ve çağdaş eğitim koşulları için ses yükseltmek, baskılarla engellenemez! Eğitim emekçilerinin mücadelesi, yalnızca kendi hakları için değil, aynı zamanda tüm çocukların eğitim hakkı için verilen bir mücadeledir.
Eğitim-İş olarak eğitim emekçilerine yönelik tehditlerinize boyun eğmeyeceğiz! Demokratik haklarımızı savunmaya, çocuklarımızın daha iyi bir eğitim alması için mücadele etmeye devam edeceğiz!
MERKEZ YÖNETİM KURULU