2016 yılından bu yana sürdürdüğümüz eğitim sistemi izleme çalışmamızın dokuzuncusunu yayımladık.

Rapordan:

  • “Türkiye’de öğretmen ve okul yöneticilerinin maaşlarının kariyer düzeylerine göre OECD ülkeleri ortalamalarına yaklaştırılmasına yönelik çalışmalar yapılmalı”
  •  “Mevcut öğretmen ihtiyacının karşılanmasına yönelik hesaplamaların yapılması ve bu ihtiyaç göz önünde bulundurularak öğretmen atama sayılarının artırılması gerekmektedir”
  • “Açık öğretim lisesi öğrencilerinin ortaöğretim içindeki payı son 10 yılın en düşük seviyesine geriledi ve yüzde 18,6 olarak gerçekleşti”

Eğitime erişim ve katılım”, “eğitimin çıktıları”, “öğretmenler ve okul yöneticileri”, “eğitim-öğretim ortamları” ile “eğitimin finansmanı” olmak üzere 5 başlık altında detaylı değerlendirmeler raporumuzda yer alıyor.

Okullaşma oranlarında ve mezuniyette kızlar farkı açmaya başladı

“Eğitime Bakış 2024” raporuna göre, 2023/2024 eğitim-öğretim yılında Türkiye’de toplam öğrenci sayısı 18 milyon 710 bin 265 oldu. Bu öğrencilerin 1 milyon 631 bini özel öğretim kurumlarında öğrenim görüyor.

Raporda, 14-17 yaş grubunda net okullaşma oranı yüzde 91,3 olarak hesaplandı. Bu oran erkeklerde yüzde 90,7 iken kız öğrencilerde yüzde 91,8’e ulaştı. Tüm yaş gruplarında kızların net okullaşma oranlarının erkelerin net okullaşma oranlarından az da olsa fazla olduğu tespit edildi. 

Ancak, ortaöğretimin zorunlu eğitim kapsamında olmasına rağmen, 14-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 8,7’sinin eğitimin dışında olduğu görüldü. 

18-21 yaş aralığında en az lise mezunu olanların oranı kadınlarda yüzde 80,1’e ulaşırken erkeklerde bu oran yüzde 73,8 olarak belirlendi. Toplamda mezuniyet oranı ise yüzde 76,9 oldu. Son on yıllık süreçte 18-21 yaş grubunda en az lise mezunu olma oranında kadınlar erkeklere göre daha yüksek düzeyde artış gösterdi.

Açık öğretim liselerinde öğrenci sayılarında hızlı düşüş

Okullarda bando konserleri ve bayrak töreni gerçekleştirildi Okullarda bando konserleri ve bayrak töreni gerçekleştirildi

2023/24 eğitim-öğretim yılında açık öğretimdeki toplam öğrenci sayısı bir önceki yıla göre 1 milyon 117 bin azalarak 1 milyon 229 bin 802’ye geriledi. Açık öğretim lisesi öğrencilerinin ortaöğretim içindeki payı son 10 yılın en düşük seviyesine geriledi ve yüzde 18,6 olarak gerçekleşti. 

Özel eğitim öğrencileri ortaöğretime devam etmiyor

Raporda özel eğitime erişimde de dikkati çeken veriler yer alıyor.  2023/2024 eğitim öğretim yılında özel eğitim alan öğrenci sayısı okul öncesinde 10 bin 668, ilköğretimde 440 bin 931, ortaöğretimde 108 bin 126 ve toplamda ise 559 bin 725 olarak kayıtlara geçti. 

Özel eğitim alan kız öğrencilerin sayısı önemli düzeyde erkeklerden daha az oldu. Özel eğitim alan öğrencilerin yüzde 63’ünü erkek öğrenciler, yüzde 37’sini kız öğrenciler oluşturuyor. 

Burada ortaöğretime göre ilköğretim kademesinde özel eğitim alan öğrencilerin sayısının çok fazla olması dikkati çekiyor. Bu durum, ilköğretimde özel eğitim alan çocukların önemli bir kısmının ortaöğretime devam etmediğini gösteriyor.

Türkiye’nin uluslararası alandaki performansı arttı

Türkiye, TIMSS 2023 sonuçlarında 2019 yılına kıyasla 4 ve 8. sınıf düzeylerinde matematik ve fen alanlarında anlamlı bir puan artışı kaydetti.

Açıklanan son TIMSS sonuçlarına göre Türkiye 4. sınıf matematik puanında 58 ülke arasından 8., fen puanında 4., 8. sınıf matematik puanında 42 ülke arasından 13. ve fen puanında ise 7. sırada yer aldı. 

Türkiye, ne eğitimde ne istihdamda olan (NEET) 18-24 yaş arası gençlerin oranı bakımından OECD ülkeleri arasında birinci sırada

2023 yılı verilerine göre, 18-24 yaş arası ne eğitimde ne istihdamda olanların (NEET) –eğitim ve istihdam dışı- oranı OECD ülkeleri ortalaması yüzde 13,8 iken Türkiye yüzde 31,1 NEET oranıyla hem OECD ülkeleri ortalamasından oldukça yüksekte hem de OECD ülkeleri arasında ilk sırada yer aldı. 

Meslekte kadın öğretmenlerin oranı yüzde 61,3’e yükseldi 

2023/24 eğitim öğretim yılında, okul öncesinde 121 bin 986, ilköğretim kademesinde 648 bin 920, ortaöğretim kademesinde 397 bin 990, toplamda ise 1 milyon 168 bin 896 öğretmen görev yapıyor. Bu öğretmenlerin 175 bin 499’u özel öğretim kurumlarında görevli.

Son on yılda öğretmen kadrosundaki kadın oranı yüzde 7 puan artışı göstererek, 2023/24 eğitim-öğretim yılında yüzde 61,3’e yükseldi. Eğitim fakültelerine giren öğrencilerin 65,8’ini kızlar oluştururken, mezun olanların yüzde 66,2’si ve KPSS Eğitim Bilimleri Testi’ne başvuran adayların yüzde 72’si kadınlardan oluşuyor. Bu veriler göz önüne alındığında, kadın öğretmen oranının önümüzdeki yıllarda artarak devam etmesi bekleniyor.

Türkiye’de okul öncesi hariç tüm eğitim kademelerinde kadın öğretmen oranı, OECD ülkeleri ortalamalarının oldukça altında kalıyor. Buna ilave olarak Türkiye'de tüm kademelerde kadın öğretmen sayısı erkeklerden fazla. Bu durum, genel olarak dünya genelinde de gözlemlenen bir eğilim olan kadınların, öğretmenlik mesleğinde erkeklere kıyasla daha fazla yer aldığını gösteriyor.

Türkiye’nin 50 yaş ve üzeri öğretmen oranı bakımından OECD ülkeleri arasında en düşük orana sahip ülkelerin başında gelirken 30 yaş altındaki öğretmen oranının yüksekliği bakımından ise OECD ülkeleri arasında üst sıralarda yer alıyor. 

2015 ve 2016 yıllarında yaklaşık 50 bin öğretmen ataması yapılırken, 2017, 2022 ve 2024 yıllarında bu sayı 20 bin seviyelerine geriledi. 2018 ve 2023 yıllarında, 45 bin, 2019 ve 2020'de 40 bin, 2021 yılında ise 35 bin öğretmen atandı. Son on yıllık süreçte, en az öğretmen atamalarının 2017, 2022 ve 2024 yıllarında gerçekleştiği, son yıllarda ise atama sayılarının düştüğü görülüyor.

2024 yılında KPSS Eğitim Bilimleri Testi’ne 526 bin 947 öğretmen adayı başvurdu

2024 yılında, kamuda öğretmen olmak isteyen ve bu amaçla KPSS Eğitim Bilimleri Testi’ne başvuran aday sayısı 500 bini aşarak 526 bin 947’ye ulaştı. 

Öğretmen ve okul yöneticilerinin maaşlarının kariyer düzeylerine göre OECD ülkeleri ortalamalarına yaklaştırılmalı

OECD ülkeleri arasında tüm kademelerdeki öğretmenlerin başlangıç ve 15 yıl deneyim sonrası maaş seviyeleri önemli düzeyde farklılık gösteriyor. 

OECD ülkeleri ortalaması bakımından öğretmenlerin 15 yıl deneyim sonrası maaşı, başlangıç maaşından okul öncesi kademesinde yüzde 31, ilkokul ve ortaokul kademesinde yüzde 35 ve ortaöğretim genel programlar düzeyinde ise yüzde 36 daha fazla olup Türkiye’de bu oranlar tüm kademelerde yüzde 3’tür. 

OECD ortalamasına göre, öğretmenlerin 15 yıl deneyim sonrası maaşları, başlangıç maaşlarına kıyasla; okul öncesinde yüzde 31, ilkokul ve ortaokul kademesinde yüzde 35, ortaöğretim genel programlar düzeyinde ise yüzde 36 oranında yükseliyor. Türkiye’de bu oranlar tüm kademelerde yüzde 3 seviyesinde gerçekleşiyor. 

Eğitime Bakış 2024 Raporu’na göre, Türkiye’de öğretmenlerin kariyer başlangıcında aldığı maaşlar, satın alma gücü paritesine göre OECD ülkeleri ortalamalarının üzerinde seyrediyor. Ancak 15 yıl deneyim sonrasında aldıkları maaşlar ise OECD ortalamalarının altına düşüyor.

Eğitime Bakış 2024 Raporu’na göre, Türkiye’de okul yöneticilerinin maaşları da öğretmenlerle benzer bir tablo sergiliyor. Satın alma gücü paritesine göre değerlendirildiğinde, yöneticilerin en düşük kariyer maaşları OECD ülkeleri ortalamaları ile hemen hemen aynı düzeydeyken en yüksek kariyer sonrası aldıkları maaşlar ise OECD ülkeleri ortalamalarının oldukça gerisinde kalıyor.

Türkiye’de öğrenci başına yapılan harcamalar, OECD ülkeleri ortalamasını yakalamalı

Türkiye, öğrenci başına yaptığı harcama ile OECD ülkeleri arasında Meksika’dan sonra en düşük harcama yapan ikinci ülke konumunda yer alıyor. 

Satın alma gücü paritesine göre Türkiye, öğrenci başına yıllık 4 bin 219 dolar harcarken, OECD ülkeleri ortalaması 11 bin 703 dolar olarak hesaplandı.

Satın alma gücü paritesine göre OECD ülkeleri öğrenci başına yıllık ortalama 11 bin 703 dolar harcarken, Türkiye bu alanda 4 bin 219 dolarla OECD ortalamasının oldukça gerisinde kalıyor.

Öneriler
 

  • 14-17 yaş grubunda okullaşma oranı düşük olan illerde ortaöğretime erişimi artırmak, özellikle de erkek çocukların aleyhine durumun olduğu illerde eğitimin dışında kalma nedenleri araştırılarak eğitime erişimlerini sağlamak için mevcut politikalar gözden geçirilmeli ve gerekli tedbirler bir an önce alınmalıdır.
  • Açık öğretim okullarında kayıtlı öğrenci sayısı 2023/24 eğitim-öğretim yılında bir önceki yıla göre 1 milyon 117 bin azalışla 1 milyon 229 bin 802 olmuştur. Toplam açık öğretim öğrenci sayısı neredeyse yarıya düşmüştür. Bu düşüşün nedenleri detaylı şekilde ortaya konulmalıdır.
  • Özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerin ilköğretim kademesinde özellikle son üç yıldır sayılarında ciddi bir artış söz konusudur. Buna rağmen ortaöğretim kademesinde ilköğretime göre özel eğitim alan öğrencilerin sayısının çok az olması; ilköğretimde özel eğitim alan çocukların önemli bir kısmının ortaöğretime erişemediğini göstermektedir. Özel eğitim ihtiyacı olan bu çocukların ilköğretimden sonra ortaöğretime erişimine ve özelliklerine göre de mesleki eğitime yönlendirilmelerine ilişkin etkili politikalara ihtiyaç duyulmaktadır.
  • Özel eğitim alan kız öğrencilerin sayısı tüm kademelerde ciddi düzeyde erkeklerden daha azdır. Özel eğitim alan toplam öğrencilerin yüzde 37’sini kız öğrenciler oluşturmakta olup bu kız öğrencilerin oranı son yıllarda hiç değişmemektedir. Dolayısıyla erkek çocuklarına göre çok daha düşük oranda özel eğitime erişebilen kız çocuklarının erişimini artırmaya yönelik yeni politikalar geliştirilmelidir.
  • Ortaöğretim zorunlu eğitim kapsamında olmasına rağmen, 18-21 yaş grubunda özellikle erkeklerde lise mezunu olma oranlarının düşük kalmasının nedenlerine odaklanılmalıdır. Mezun olmayan ya da okul terk eden gençler için mevcut politikalar gözden geçirilmeli ve gerekli iyileştirmeler yapılmalıdır.
  • Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranının bu denli yüksek olması kaygı verici bir noktadır. Bu nedenle Türkiye’nin ne eğitimde ne istihdamda olan 18-24 yaş arası gençlere yönelik önemli politikalar geliştirmesi ve uygulamaya geçirmesi gerekmektedir. 
  • Son on yıllık süreçte en az öğretmen atamasının olduğu yıllar 2017, 2022 ve 2024 yılları olup son yıllarda öğretmen atama sayıları düşmüştür. Dolayısıyla mevcut öğretmen ihtiyacının karşılanmasına yönelik hesaplamaların yapılması ve bu ihtiyaç göz önünde bulundurularak öğretmen atama sayılarının artırılması gerekmektedir.
  • Türkiye’de öğretmen ve okul yöneticilerinin maaşlarının kariyer düzeylerine göre OECD ülkeleri ortalamalarını yaklaştırılmasına yönelik çalışmalar yapılmalıdır.
  • OECD verilerine bakıldığında öğretmen ve sınıf mevcudu göstergeleri üzerinden ülkelere göre yapılan analiz; Türkiye’nin halen öğretmen ve sınıf başına düşen öğrenci sayılarının -mesleki ve teknik ortaöğretim hariç- OECD ortalamalarının üzerinde olduğunu göstermektedir. İllere göre öğretmen başına düşen öğrenci sayıları ve sınıf mevcudu değişkenleri incelendiğinde iller ve bölgeler arası var olan eşitsizliklerin devam ettiği görülmektedir. Bu nedenle var olan ve kronik bir problem haline gelen bölgesel eşitsizliğin azaltılması için dezavantajlı bölgelere öncelik verilerek okul ve derslik yapımı gerçekleştirilmelidir.
  • Satın alma gücü paritesine göre öğrenci başına yapılan harcama Türkiye’de 4 bin 219 dolar iken OECD ülkeleri ortalaması Türkiye’nin 3 katı kadardır. Aradaki fark önemli düzeyde fazla olup Türkiye’de öğrenci başına yapılan harcamaların OECD ülkeleri ortalamasına yaklaştırılması gerekmektedir.

Eğitime Bakış 2024: İzleme ve Değerlendirme Raporumuza ulaşmak için tıklayınız.